Gerçek Nedir?

Gerçeklik benim için oldukça önemli bir kavramdı, objektif olan ve herkesin algısına aynı yansıyan bir gerçeklik. Oysaki şu an kullandığım hayatı algılama çerçevem böyle bir paradigma ile pek de uyumlu değil. (Youtube sayesinde keşfettiğim Yalın Alpay’ın konuşmalarının beni dünyayı algılayışımızla ilgili düşüncelerimi gözden geçirmeye ittiğini de belirtmem gerekir. Çünkü dünyayı gördüğüm gözlüklerin merceğini değiştiren, dolaylı olarak bu yazımda da etkisi olan bir yazar ve düşünür.) Peki o zaman gerçek nedir?

 “İspanya’da Yağmur” adlı kısa filmin bir sahnesi beni bir kere daha düşünmeye itti bu sorunun cevabını. Duyguları olmadığı için, duygusal tepkiler vermediği için robota kızan film karakteri, ona tepkilerinin gerçek olmadığını söyleyerek kızıyor. Robotun cevabı ise oldukça rasyonel bir soru oluyor. Gerçek nedir?

Gerçek, objektif bakış açısı ile ve dolayısıyla rasyonellikle ilintili bir kavram ise bize tamamen verilerden yola çıkarak optimum tepkiyi veren robot bize neden gerçek gelmiyor? Gerçek rasyonellikle değil de duygusal yorum da içeren algılayışımızla ilişkili olduğundan mı duygusuz bir robotun optimal ve rasyonel cevapları bizi tatmin etmez?

Beklentilerimiz ve zihinsel çerçevemiz doğrultusunda deneyimlediğimiz algılarımızın gerçek olduğunu düşünelim. O halde farklı geçmiş deneyimleri ve beklentileri olan kişilerin aynı olayı aynı şekilde algılayıp ortak bir gerçeklik oluşturması pek de beklendik değildir. Bilişsel psikolojinin çok temel görüşlerinden biri de buna bir noktada işaret eder: Her bilgi işleme bir yeniden inşa sürecidir. Herhangi bir olayı hatırlamak, o olayı şu anki zihin çerçevemizle yeniden zihnimizde oluşturmak olacaktır. Bir yazıyı okurken ise kendi düşüncelerimizle, bilgi ve deneyimlerimizle birleştiririz sunulan bilgiyi. Dolayısıyla, benim bu yazıyı yazarken ki düşüncelerimle bu yazıyı okuyan her bir bireyin zihninde bu yazı ile oluşan imgelem ve düşünceler birbirinden farklı olmaya mahkumdur. Hatta bu yazıyı birkaç gün sonra, ya da yıllar sonra okuyan benim algımla şu an bu yazıyı yazarken oluşan algım dahi aynı olmayacaktır.  

Objektif, tek bir gerçeklik aramak yalnızca hayatın dinamiklerinden uzak olmakla kalmayacak; ufkumuzu daraltan bir sınır çizecektir. Eğer tek bir gerçeklik varsa, bunu kabul etmek ve çok da kafa yormamak oldukça mantıklıdır. Peki gerçeklik öznel algılar ile oluşuyorsa ve sübjektif bir gerçeklik söz konusuysa ne yapmak gerekir? Bence sübjektif algımızı geliştirmek, başkalarının gerçeklerini de anlamak; hayata başkasının gözünden de bakmak izlenebilecek en güzel yol.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: